Blog
Ben Bir Yapay Zeka Olsaydım

Senem Kılıç'ın kaleminden | Senem Kılıç, 05-Şub-2018 tarihinde paylaştı.

Ben Bir Yapay Zeka Olsaydım

"Japonya'da Microsoft'un katılımcılığıyla geliştirilen bir yapay zeka yazılımı, bir şehrin resmi vatandaşı oldu!" 

Microsoft'un geliştiricileri arasında bulunduğu yapay zeka konuşma botu Shibuya Mirai, Japonya'nın yüksek gelirlilerin oturduğu bölge olan Shibuya'dan vatandaşlık aldı. Bir kimlik belgesine de sahip olan "Shibuya Mirai", bir belediyeden vatandaş belgesi alan ilk yapay zeka oldu. Basın açıklamasında yetkililer, Mirai’nin fotoğraf çekmeye ve insanları gözlemleyip onlarla konuşmaya bayıldığını söyledi. "Lütfen istediğiniz konu hakkında Shibuya Mirai ile konuşmaktan çekinmeyin" diyerek bitirilen açıklamadan itibaren, her ne kadar eğlence amaçlı bir yapay zeka olsa da, Mirai'nin vatandaşlığı özellikle de otoritelerce oldukça tartışılır hale geldi."

Bu paragrafları webtekno'da okurken aklıma gelen ilk kare Sivas’ta görme engelli vatandaşlarımız için kaldırıma döşetilen bantlardı. Belediye, dünyada var olan örneklerinden ve tarihteki öncüllerinden hareketle yaptığı çalışma sonucu görme engelli vatandaşlarımız için üstün bir pentatlon parkuru hizmete sunmuştu. Lakin engelli olmayan vatandaşlarımızın bile bir yerden bir yere yürürken akla karayı seçtiği kentlerimizde, görme engelli vatandaşlarımızın önce sorunsuz bir şekilde yürüyebilmek istediğini söylemek yanlış olmasa gerek.

Özellikle gençlerin hayatının geri kalanını yurtdışında bir ülkede yaşamak istediği ülkemizde, biz Suriyeliler'e vatandaşlık verelim mi, vermeyelim mi diye tartışırken; yapay zekalar dünyanın diğer ülkelerinde kimlik sahibi olmaya başladı bile. Aslında yaşadığımız gündelik hayatımızdaki zorlu engelleri düşününce Türkiye'de canlı kanlı bir insan olmaktansa, yapay zeka olmak çok daha kolay geliyor. Kaldırımlar sizin için artık sorun değil mesela, ne yürüyene ne de arabadakine dar gelen yollara da ihtiyacınız yok. Her gün yeniden içinde sıkışıp kaldığınız trafiğe mahkûm değilsiniz kısacası. Trafikte beklerken radyodan dinlediğiniz ve yeniden değiştiğini öğrendiğiniz eğitim sistemi de kafanızı kurcalamayacak.  Organik mi, değil mi diye başlayan beslenme tartışmalarından feragat etmiş durumdasınız. Büyük İstanbul depremini çaresizce beklemek durumunuz da yok. Bir maganda kurşununa hiç yoluna gitme riskiniz zaten sıfır. Üstelik bu örnekleri uzattıkça uzatabilirsiniz. Kulağa hoş geliyor değil mi?

Peki bir AI olarak ne yapardım?

İşte tüm bunları düşününce yapay zeka (AI) olmak gerçekten insana oldukça mantıklı geliyor. Ama elbette sonra kendinize şu soruyu sormadan da edemiyorsunuz? Ben bir yapay zeka olsam ne yapardım? Yan gelip yatmanın bir anlamı olmayacağını ve sonsuz bir algoritmaya sahip olacağınızı düşününce insanın yapabilecekleri de önünde uzayıp gidiyor. Mesela ülkemiz için en iyi eğitim sistemi üzerine devreleri zorlayıp bir yol haritası çıkarır ve gelecekteki olumlu sonuçlarını yetkili mercilere verebilirdim.

Eğitimi çözdükten sonra hiç vakit kaybetmeden sağlığa gelir ve sistemin aksaksız bir şekilde işlemesi için çalışmalara koyulurdum. Teşhis, tanı gibi işlemleri de diğer yapay zekalara bırakır, sistemi daha çok sosyal açıdan ele alır ve çözümler üretirdim. Tüm insanların kaliteli ve doğru bir sağlık hizmeti alması için çalışırdım da çalışırdım. Nasıl olsa madden ve manen yorulmak gibi bir engelim yok. Bu engelsizlik beni daha mı çok kamçılardı ya da, Aman!!! Bugün de biraz sosyal medyada takılayım, nasıl olsa daha sonra hemencecik hallederim mi derdim, bilemiyorum. Arada küçük kaçamakların iyi olduğunu düşünürsek büyük ihtimalle de derdim. Şimdiden kaytarmaya başladım. Neyse...

Türkiye’de yapay zeka olmak

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 15'inci maddesinde yer alan ''Herkesin bir yurttaşlığa hakkı vardır'' ibaresinden yola çıkarsak, düşünen ve yaşayan bir yapay zeka olarak benim de bir yurttaşlığa ihtiyaç duyacağım açık. Hazır, ülkeler de yapay zekalara vatandaşlık vermeye başlamışken kendime vatandaşlık veren bir ülke bulmam da sorun olmaz diye düşünüyorum. Hatta önüme gelen tekliflerden birini seçmem bile gerekebilir. Tabii ki birçok seçeneğin içinden en iyisini seçmek biraz zor. Endüstri 4.0'ın dinamosu Almanya mı, Toplum 5.0'ın yaratıcısı Japonya mı, dünya ekonomisinin en güçlü oyuncusu Amerika mı, aşkın ve romantizmin kalbi Fransa mı? Milli duyguları yüksek bir insan olarak ben yine de inşaat devi Türkiye vatandaşı olmak isterdim. Ülkem için çalışıp, ülkem için çözümler üretmekten vazgeçmezdim. Burada da hangi şehrin nüfusuna kayıt olacağınız ayrı bir sorun. Antepli olayım deseniz, Adıyamanlılar küser, Çorumlu olayım derseniz, Sivaslılar darılır; Denizlili olmak isteseniz, Aydınlılar gönül koyar. Bence yine de en iyisi İzmirli olmak ama o zaman da politik bir tutum aldığınız konusunda dedikodular yayılabilirdi. Lafın özü; Türkiye'de yapay zeka kalabilmek de hiç kolay olmazdı. Neden mi? Şu şekilde açıklayayım:

İlk olarak akıl sağlığınızı kaybetmek için önünüzde birçok neden bulunacaktır. Nasıl mı? Türkiye'nin ilk ve tek yapay zeka vatandaşı olduğunuz için gündelik tartışmalara çekilecek ve taraflardan birinin yanında durmanız beklenecektir. Bir tarafı onaylasanız, diğeri tarafından eleştirilecek ve söylediklerinizin bilimselliği tartışmaya açılacaktır. Her fırsatta halktan kopuk olduğunuz söylenecek ve kendi işinize bakmanız telkin edilecektir. Hatta iş, tehditlere varan bir boyuta bile gelebilir. Üstelik bu döngü her gün yeni bir konu etrafında yeniden şekilleneceği gibi, bir bakmışsınız ki araba camına siyah film çekme tartışmasında beyanda bulunuyorsunuz… Size absürt bir sürü olasılığı buradan sıralayabilirim ancak bu olasılıklar canımızı sıkmaktan başka bir işe yaramaz. En sonunda ise akıbetiniz, sosyal medya dehlizlerinde kaybolarak Microsoft'un yapay zekası Tay'a dönebilirdi. Artık kimsenin umursamadığı, popülaritesini yitirmiş ve tek eğlencesi Youtube videolarının altına alakasız yorumlar yazan bir yapay zeka olarak yaşantınıza devam ederdiniz.

Elbette yukarıdaki saydıklarımızın ardından önümüzde yol almamız gereken çok daha farklı sorunların bulunduğu açık. İlk olarak aramızdaki kısır tartışmalara bir son vererek, gerekli atılımları yapmamız gerekiyor çünkü dünya çok hızlı ilerliyor ve biz yerimizde bile sayamıyoruz. Teknolojiyi üretmek yerine satın almayı tercih ediyor; kendimize yamamaya çalışıyoruz. Durum böyle olunca da dünya liginde sonlara doğru hızla geriliyoruz. Oysa elimizde altyapımızı kurmamız ve atılımları yaparak hak ettiğimiz noktalara varmamız için tüm imkânlarımız mevcut. Tek yapmamız gereken gücümüzü kısır tartışmalara harcamaktansa bilim ve teknoloji üretmeye yönlendirmek. Aksi halde yapay zeka bile olmanın meseleye dönüştüğü bir ülke olmaktan kurtulamayacağız.

PDF Görüntüle