Blog
Bilene kapıları açan, bilmeyenin başına dünyaları yıkan: Hepimizin İşi İletişim

Senem Kılıç'ın kaleminden | Senem Kılıç, 24-Haz-2019 tarihinde paylaştı.

Bilene kapıları açan, bilmeyenin başına dünyaları yıkan: Hepimizin İşi İletişim

Bu ay sizinle hem İşim İletişim kitabında yer verdiğim, hem de serinin devamı niteliğinde olan “Fikirden İşletmeye İşim Girişim” kitabında değineceğim girişimcilik ve iletişim üzerine hazırladığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Malumunuz olduğu üzere  20'nci yüzyılın başından bu yana nasıl bitmeyen bir iletişim çağı yaşıyorsak, gelişen iletişim kanalları, globalleşen dünya ve çığır açan yeni fikirlerin yarattığı rüzgarlar çağımızı aynı zamanda bir girişimcilik çağı da yapıyor. Girişimcilik hem teknolojinin gelişmesini hem de toplumun refah düzeyinin artmasını sağlarken, Y ve Z kuşağının da hayal mesleği olarak karşımıza çıkıyor. Daha kaliteli hayat standartlarına sahip olmak isteyen ve anne-babalarına göre çok daha çabuk sonuca varmak isteyen genç kuşaklar, aceleci bir şekilde iş dünyasına adın atarak kendi ayakları üstünde durmak için savaş veriyor. Elbette yenilikçi ve yaratıcı fikirlerle pazara çıkan çoğu girişimci başarıyı yakalasa da hala girişimciliğin en önemli kuralı,  oyunu kurallarına göre oynamak. Oyunun en önemli kuralı ise zaten başlı başına bir sosyal girişim olan iletişimi iyi başarabilmekten geçiyor. Şimdi size eğer bir gün gelir de girişimci olmak isteseniz diye bir kaç tüyo vermek istiyoruz.  

Açık zihin, açık iletişim

Her girişimci bir lider olduğu için konuya liderlerin en çok sık yaşadığı bir sorunla konuya girmekte fayda var. Hayatta başarılı bir lider olmak istiyorsanız algılarınızın açık olması şart. Her gün hiç durmadan ve ara vermeden binlerce iletiye maruz kaldığımızı düşündüğümüzde ise bunu başarmanın ne kadar zor olduğu ortaya çıkıyor. Kentin gürültüsü, bitmeyen trafik, etrafınızda her biri ayrı telden çalan insanlar, dertler, tasalar, hayaller derken aklınız allak bullak oluyor ve bir türlü kafanızı toplayamıyorsunuz. Tam topladım dediğinizde ya telefonunuz çalıyor, ya Whatsapp’tan bir mesaj geliyor ya da unuttuğunuz bir yapmanız gereken pat diye aklınıza geliveriyor. Bunca hengamenin arasında ne zaman fırsat bulup da işinize gücünüze eğileceğinizi bir türlü kestiremiyorsanız. Zihniniz bulandıkça bulanıyor. Zihnin bulanması ise bir girişimci için ölümcül bir sorun. Kısacası bir bilinçsizlik durumunun içine düşünüyorsunuz. Oysa sizin en çok ihtiyacınız olan açık zihin ve açık iletişim. Bilinçsizce verilen kararlar ise hızla akan zamanda süratle aleyhinize işliyor ve vakit hızla daralıyor.

Araştırmalar, en çok stres hormonunu uyandıktan sonraki birkaç dakika içinde salgıladığımızı gösteriyor. Biz bunu halk dilinde sol tarafından uyanmak diye nitelendiriyoruz. Bunun nedeni ise kalkar kalkmaz günün geri kalanını düşünmeye başlamanız. Hani işe ayaklarınız gitmez de sabah yataktan kalkması azap gibi gelir, tüm dünyaya küsersiniz, bir daha hayata gelirseniz küçük bir Ege kasabasına yerleşeceğinize bin yeminler edersiniz, tam da öyle bir durum. Tüm bu negatif unsurların farkında olmak ve gün boyu hem fiziksel hem de duygusal durumu düzenlemek ise çok zor. Verimliliğiniz artırmak için farkındalıklarınızı artırmanız gerekiyor.
Bir taraftan da çağın getirdiği rekabetçi pazar ortamı, sürekli ilerleme ve büyüme fikirleri tüm ekibi pimi çekilmiş bir el bombasına döndürüyor. Kimin nerede patlayacağı belli olmayan bir iş hayatının göbeğinde bilinçsiz bir ekip lideri olmak ise ekipteki en kötü pozisyonda olmakla eş değer anlamda. Üstelik tüm ekibi birbirine bağlayan ve iletişim kurmalarının temel kaynağı olan da girişimcinin tam kendisi. 
Nörolojik çalışmalar beynin reaktif ve koruyucu mekanizmaları bizleri yönettiği için bazen bilinçsizce kararlar verdiğimizi ispatlamış durumda. Bir sorunu çözmek için yeterli zamanımız olmadığında o sorunun tüm yönleriyle üzerine eğilmek yerine işin kolayına kaçarak ya havlu seriyor yenilgiyi kabul ediyoruz ya da çırpına çırpına bağırıyoruz. Bir taraftan bakış açılarımızı daraltarak bilinçli kısa yollar oluşturmaya çalışırken bir taraftan iletişim kanallarımızı açık tutmaya uğraşıyoruz. Bu da bizi daha uyarıcı ve reaktif bir konumu sokuyor. Kısaca, eylemlerimiz otomatik hale geliyor. Bu duruma ise liderlerin “otomatik pilot hali” de deniliyor. Sorunlarla boğuşurken basmakalıp iletişim modelleriyle karşımızdakileri geçiştiriyor, kurum içi iletişimde yapmamız gereken tüm ayrıntıları atlıyoruz. Psychology Today’in liderler için yayınladığı makale hem girişimciliğe adım atmak üzere olan hem de atmış olanlar açısından da bu sorunun aşılmasında önemli tüyolar veriyor. Unutmayın zihni bulanık olanın iletişim kanallarını da bulanık olur. Açık zihinse başarılı iletişimi getirir. 

Ana odaklanın


Zihniniz iki taraftan çekiştirilmiş bir halde olabilir; gelecek ve geçmiş. Hatta şu anda bile parçalara ölünmüş olabilirsiniz. Geçmişi düşünmek, geçmişteki hataları gözden geçirmek, problemleri analiz etmek için kendini gösterdiği gibi pişmanlıklar silsilesi olarak da üstünüze gücüm edebilir. Geçmişteki hataların üzerine düşünerek bunlardan ders çıkarılabilir ya da pişmanlıklarınızın arasında kaybolur gidersiniz. Ancak tek bir gerçek var ki; geçmişte olan geçmişte kalmıştır ve asla bir daha birebir aynı şekilde tekrarlanmayacaktır. Gelecek üzerine düşünmek ise girişimcilerin bazen hayaller dünyasında kaybolduğu bazen de hedeflerini veya stratejilerini gözden geçirmek için başvurdukları bir alandır. Ancak geleceği çok fazla düşünmek de, bugün ortada olan fırsatların gözden kaçmasına neden olur. Kaçan fırsatlar ise yarının zihnimizi bulandıran öğeleri olarak yeniden karşımıza çıkar. En doğru olanı her sağlıklı insan gibi geçmişte çok boğulmadan ve geleceğe çok dalmadan şu ana bakmak ve iletişimimizi bunun üzerinden şekillendirmektir.  

Kendinizin farkına varın

Duygusal zekanın en önemli unsurlarından biri hiç kuşkusuz kişisel farkındalıktır. Bu aynı zamanda, farkındalığı yüksek bir girişimci olmak için de kilit öneme sahip. Kişisel farkındalık, çevrenizdekilerin fikirlerini almanın yanında kendi üzerinize odaklandığınızda davranışlarınızı kendi iç standartlarınız ve değerleriniz ile kıyaslayıp değerlendirmek anlamına gelir. Kendinizi objektif olarak değerlendirebildiğinizde kendi durumunuzu ölçebilir hâle gelirsiniz. Kendinizi bilir ve iletişimizi ona göre kurarsınız. 

Enerjinizi yönetin

Optimum performansınızı sürdürebilmek ve farkındalığınızı yüksek tutmak için enerjinizi yönetmeniz gerekir. Bu tüm fiziksel, zihinsel ve duygusal enerji olarak tüm yönleriyle gereklidir. Bu yüzden yüksek enerji söz konusu olduğunda pozitif ilişkiler kurmayı da düşünmemelisiniz. Bunun için de öz duyarlılık, kibarlık ve şükretmek de olmalıdır. Tüm bunlar size mutluğu ve etkin iletişimi de beraberinde getirecektir. 

Tepki göstermeyin, yanıt verin

Tüm kitap boyunca belirttiğimiz gibi iletişimde verilen yüksek tepkiler en sonunda aleyhte işlemeye başlar. Zihinsel farkındalığı yüksek insanlar tepkilerini sakin veren insanlardır. Çok sinirlendiğinizde derin nefes alın ve duygusal durumlarını dikkatlice gözlemleyin. Sonuç bilinçli karar olacaktır. Kısacası öfkeyle kalkan zararla oturur.

Duyarlılık gösterin ve onaylayın

Zihinsel farkındalığı yüksek insanlar ise başkalarıyla ilişkilerinde sadece empati kurmakla yetinmeyip, yargılamalarında ve eleştirilerinde de kendilerini sınırlandırıp onaylama ve duyarlılık gösterme mekanizmalarını devreye sokar. Böylelikle daha insancıl bir iş kültürünün oluşmasını sağlar. Karşınızdaki insan girişim fikrinizi beğenmemiş olabilir. Onu dinleyin ve niçin yanlış bulduğunu öğrenin. Kendi görüşünüzü dikte etmeye çalışmayın. Fikirlerini onaylayın ve kendi içinizde son bir kez daha tartışın.


Açık olun

Sadece etrafınızdaki başka fikirlere ve bakış açılarına değil, tüm dünyaya açık olun. Siz bir girişimcisiniz. Teknolojiye, bilişsel süreçlere, değişen hayata, yenilenen iletişim kanallarına, kısaca tüm hayata kapılarınızı ve pencerelerinizi açın. İletişiminizi de bu açıklık üzerine kurun. Bu önyargılarınızı da azaltacak ve hiç ummadığınız insanların karşınıza çıkmasına neden olacaktır.

Bağlı olmayın

Siz bir yola çıktınız ve bu sizin yolunuz. Amaç hedefe varmaktır. Bu yolda asla bağlanarak diğerlerine kanallarınızı kapatmayın. Elbette sizin için alışan, size fayda sağlayan insanları yarı yolda bırakmayacaksınız ama herkesi yolu bir yere kadardır ve bu kendi tercihleridir. Yanınızdakinin yolu bittiğinde siz kendi yolunuzda devam etmelisiniz. Eğer sizin temponuza ayak uyduruyorsa zaten çoktan sizin yolunuzu kendi yolu yapmıştır. Ondan sonra siz bıraksanız da geriniz de kalmaz. Merak etmeyin ve iletişim kanallarınızı açık tutun.

   

PDF Görüntüle