Blog
Her şey akıllı da; insanlar ne olacak?

Senem Kılıç'ın kaleminden | Senem Kılıç, 06-Şub-2018 tarihinde paylaştı.

Her şey akıllı da; insanlar ne olacak?

Akıllı kavramının hayatımıza ilk geldiği yerlerden biri Türk milleti olarak severek tükettiğimiz ekmekti. Bakkalda satılan ekmeklerde baş gösteren hijyen sorunları yüzünden ekmekler poşete girmiş ve poşetlenen ekmeğe akıllı ekmek denilmişti. O günden bu yana hayatımızda akıllı olmayan nesne neredeyse kalmadı.

Dijitalleşen dünya ve Endüstri 4.0 ile birlikte de akıllı kavramı farklı bir boyut kazandı. Artık üretimi gerçekleştiren makineler akıllı, yaşadığımız evler akıllı, kullandığımız buzdolapları, çamaşır makineleri, fırınlar akıllı, kentler akıllı, cep telefonları akıllı. Yakın zaman diliminde gömleğinizi doğru dürüst ütüleyemediğiniz için ütünüzden azar işitirseniz hiç şaşırmayın. Neticesinde onun da kendine göre bir aklı olacak. Kısaca, dokunduğumuz ne kadar nesne varsa ya akıllı, ya da akıllı olma yolunda ilerliyor. Hatta yapay zeka ile birlikte kendi aklımıza bile ihtiyacımız kalmayacağı günlere yaklaşıyoruz. Her ne kadar Stephan Hawking de dahil birçok bilim insanı yapay zekanın insanlığın sonu olabileceği uyarısında bulunsa da, yapay zekayı geliştirmeye devam ediyoruz. Üstelik büyük veri, nesnelerin interneti, 3D yazıcılar ve robotlarla birleştirdiğimizde de artık birçok alanda insana ihtiyaç duyulmayacağı gerçeği karşımıza çıkıyor.

Peki, fabrikaların, nesnelerin, arabaların, evlerin akıllı olduğu bir dünyada insan aklı neye yarayacak?

Tüm bu saydıklarımızın daha akıllı olması için yeni teknolojiler yaratmaya mı? Olabilir. Ancak tüm bu nesneleri daha aklıllı hale getirmek için de belirttiğimiz gibi yapay zeka var. O zaman sorumuzu şu şekilde soralım: İnsan aklına ve gücüne gitgide ihtiyacın azaldığı bir dünyada insanların geçimlerini sürdürebilmek için ne gibi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Son dönemde bilim insanlarının üstünde uzlaştığı bir fikir var: Teknolojinin insan faktörünü asgari düzeye indirgeyerek maksimum üretimi gerçekleştirmesi artık sayısal zekaya olan ihtiyacı azaltırken, sosyal (duygusal) zekanın ön plana çıkmasına neden oluyor. Yani üretim dünyasında yaşanan geçmiş 3 sanayi devriminde çok büyük önem taşıyan sayısal zeka, yerini yapay zekaya ve Endüstri 4.0'ın aygıtlarına bırakırken, insan ve süreç yönetiminde duygusal zekanın ağırlığı giderek artıyor. Bu elbette sayısal zekaya sahip insanların işlevsizleşeceği anlamına gelmiyor, ancak sayısal zekaya sahip insanların aynı zamanda sosyal zekaya da sahip olmaları gerektiği anlamına geliyor. Tıpkı, sosyal zekanın da tek başına bir işe yaramayacağı gibi.

Geleceğin akıllı insanlarında hangi özellikler bulunacak?
Darden Enstitüsünde İşletme İdaresi ve Batten İdari Profesörü ve Akıllı Makine Çağında İnsan Mükemmeliyetini Yeniden Düşünmek'in yanısıra çok sayıda önemli kitabın yazarı Edward D. Hess, akıllı makineler çağında, kişiyi akıllı yapan şey hakkındaki eski tanımların artık mantıklı olmadığını belirtiyor ki; gayet doğru bir teşhistir. Hess, yeni akıllığı şu şekilde tanımlaya devam ediyor: ''Yeni akıllılık, ne veya nasıl bildiğiniz tarafından değil, ancak düşünme, dinleme, ilişki kurma, iş birliği yapma ve öğrenme kalitesi tarafından belirlenecektir.''

Yeni zekanın, kritik düşünme ve takım işbirliğinin önündeki iki büyük engeli aşmaya çalışmak ile ilgili olacağını ifade eden Hess, bu iki engeli ise; egomuz ve korkularımız olarak gösteriyor. Akıllı olmanın tanımı için gerekli olan şeyin daha yüksek düzeyde insan düşüncesi ve duygusal katılımı olduğunu aktaran Hess, sözlerine şu şekilde devam ediyor: ''Yeni akıllılık, ne veya nasıl bildiğiniz tarafından değil, ancak düşünme, dinleme, ilişki kurma, iş birliği yapma ve öğrenme kalitesi tarafından belirlenecektir. Miktar, kalite ile yer değiştirmektedir. Ve bu kayma, bilişsel ve duygusal becerilerimizi daha üst seviyeye çıkarmak gibi zor işlere odaklanmamızı sağlayacaktır.

Açık fikirli olmak ve inançlarımızı yeni verilere göre güncellemeyi öğrenmek için daha fazla zaman harcayacağız. Hatalarımızdan sonra yeniden düzenleme yapmayı pratik edeceğiz ve geleneksel olarak duygusal zeka ile ilişkili becerilere daha fazla yatırım yapacağız. Yeni zeka, kritik düşünme ve takım işbirliğinin iki büyük engelleyicisini aşmaya çalışmak ile ilgili olacak: Egomuz ve korkularımız. Bunu yapmak, gerçekliği istediğimiz gibi değil de olduğu gibi algılamayı kolaylaştıracaktır. Kısacası, alçakgönüllülüğü benimseyeceğiz. Bu, biz insanların, akıllı teknolojinin dünyasına değer katma yolumuz olacak.''

Hess'in bu öngörüsü  takım çalışmasına yatkın olmayan egosu üst düzeyde kibirli insanlarla, yeniliklerden ve sorumluluk almaktan korkan insanların, istediği kadar akıllı olsun, çağın gerisinde kalacağı anlamına geliyor. Çünkü gelişen teknolojilerle birlikte çalışma dünyası dediğimiz engin okyanustaki dalgalar gittikçe büyüyor ve bu dalgalara ancak ve ancak bir takım olarak karşı koyabiliriz. Üstelik içinde bulunduğumuz gemide kaptan bile olsak yeri geldiğinde bir miço gibi halatlara asılmamız gerekebilir.

Kısaca, geleceğin bilgeleri sadece sayılara hakim olan mühendisler değil; takım kurabilen ve takımını iyi yönetebilen, bunu yaparken de yeniliklerden ve sorumluluk verip almaktan korkmayan insanlar olacak. Bir de bu insanların sayısal zekası üstünse, o zaman akıllarının önünde kimse duramaz.

Bu yüzden şimdiden duygusal zekanıza yatırım yapın ve iyi bir ekip elemanı olmaya bakın. 

PDF Görüntüle