Blog
Israrlı hataların sonucu: Yüksek teknolojimizin acınacak hali

Senem Kılıç'ın kaleminden | Senem Kılıç, 15-Oca-2020 tarihinde paylaştı.

Israrlı hataların sonucu: Yüksek teknolojimizin acınacak hali

2019’un son günlerinde TÜİK 2018 yılı ürün istatistiklerini açıkladı:

İstatistiklere göre ülkemizde 2018 yılında 1 milyon 411 bin adet otomobil, 196 milyon 159 bin 813 ton hazır beton, 659 bin 688 ton margarin ve benzeri yenilebilir katı yağ, 8 milyon 472 bin 177 adet ev tipi buzdolabı ve dondurucu üretildi.

 

Üretimden yapılan satışların yüzde 13.6’sını ana metal sanayi ürünleri oluşturdu

Girişimlerin 2018 yılında ürettikleri ürünlerden yapılan satış tutarının yüzde 13.6’sını ana metal sanayi ürünleri oluşturdu. Bunu yüzde 12.9 ile gıda sanayi ürünleri ve yüzde 10 ile motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı takip etti.

 

İstatistiklerle birlikte bir de gafik yayımlandı. Grafiğin başlığı: Sanayide teknolojiye göre üretimden satışlar. İşin ayrıntısı yani püf noktası da bu grafikte gizli. Grafiğin aktardığı bilgiye göre yüksek teknolojide dokuz yıldır patinaj yapmaktayız. 2012’de yüzde 3.6 olan yüksek teknolojinin payı 2018’de yüzde 3’e geriliyor.

Maalesef durum bu. Türkiye olarak bir türlü yüksek teknoloji üretemiyoruz. Yüksek teknoloji üretemediğimiz için de ne yaparsak yapalım kırılgan ekonomiler sınıfından çıkamıyor ve bir türlü istediğimiz atılımı gerçekleştiremiyoruz. Mesela Almanya’ya baktığımızda yüksek teknolojinin ekonomideki payı yüzde 20’lerin üzerinde. Bu oran OECD'de ortalama 18, Avrupa Birliği'nde 16, Güney Kore'de 27, Çin'de ise 25.

Peki o zaman gelin, bir de verilerin bize dönüşüne bakalım. 2013-2018 yılları arasında, Türkiye'nin yüksek teknolojili ürün ihracatı 25 milyar 826 milyon dolarken, bu kategoride yapılan ithalat 133 milyar 459 milyon dolar. Yani Türkiye’nin 5 yıllık dönemde Türkiye'nin verdiği ticaret açığı 107 milyar 633 milyon dolar.

Teknolojik ürün ihracatına yönelik sağlanan destekler ise, bu ürün grubunda ihracatı artırmaya yetmiyor. Aylık bazda özel durumlar hariç, yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payı yüzde 4'ün üzerine çıkamadı. 2014 yılında ihracat içindeki payı yüzde 3.4 olan yüksek teknolojili ürünler, 2015'te yüzde 3.6, 2016'da yüzde 3.5, 2017'de yüzde 3.4 ve 2018'de yüzde 3.3 seviyesindeydi.

Peki yıllardır aynı dertten müzdarip olmamıza rağmen neden bir türlü yüksek teknolojide başarıyı yakalayamıyoruz? Aslında cevap çok basit: Çünkü yüksek teknoloji en yalın anlatımıyla  emek, birikim ve yatırım istiyor. Üstelik bunları doğru bir şekilde devamlı yapmak gerekiyor. Diğer yandan ise insana yatırım istiyor. Yani eğitim. Bu konuda bizim sınıfta kaldığımız alanların başında geliyor. Çocuklarımızı eğitip doğru yerlere yatırım yapamadığımız ya da yapmadığımız için yüksek teknolojide bir türlü başarıyı yakalayamıyoruz.

Yakalayamadığımız gibi aynı hataları da yapmaya ısrarla devam ediyoruz. Yüksek teknolojiye yönlendirmemiz gereken payları inşaata dayalı ekonomiye yönlendiriyor, nitelikli neslillerin yetiştirecek kaliteli eğitimi sadece parası olanların karşılayabileceği bir lüks haline getiriyoruz. Hata üstüne hata yapmakla kalmıyor, bu hatalar üstünde diretiyoruz. Hal böyle olunca her gelen veri bir öncekinden daha kötü oluyor ve gelişmiş ülkelerle aramızdaki makas her geçen gün artıyor. Umarım aynı hatalara içine girdiğimiz 2020 yılında da devam etmeyiz.

Yüksek teknolojiye ve eğitime yatırım yapıp dünya standartlarının da üstüne çıktığımız bir yıl geçirmek dileğiyle.

PDF Görüntüle