Blog
İyi birey, iyi lider. Egoları yıkarak yönetici yetiştirmek

Senem Kılıç'ın kaleminden | Senem Kılıç, 24-Haz-2019 tarihinde paylaştı.

İyi birey, iyi lider. Egoları yıkarak yönetici yetiştirmek


Dünya şartları hızla değişiyor. Sınır tanımayan ekonomi, sınırları yerle bir eden teknoloji, kocaman küresel bir köye dönen dünya... Dengeler hiç günümüzde olduğu kadar kaygan olmamıştı. Bu değişim elbette en fazla iş dünyasını etkilemekte. İş dünyasındaki dengeleri koruyabilmek ve çalıştığımız kurumları rekabet ortamında bir adım öne çıkarabilmek ise hiç de kolay değil. Çünkü karşımızdaki rakiplerimiz de en az bizim kadar gözü kara ve atılımcı. Durum böyle olunca da kurumlardaki yöneticilerin omuzlarındaki yükümlülük ise günden güne ağırlaşıyor. Bu yükü taşıyabilecek yöneticileri bulmak ise hem zor hem de bulunduklarında şirketlere maliyeti yüksek. Şirketlerle yöneticiler arasındaki kan uyuşmazlığının bedeli ise bazen telafi edilemeyecek boyutlara ulaşıyor. 

Mevcut durum ve sürdürülebilirliği sağlamak adına bir çok kurum yöneticilerini kendi bünyesinde yetiştirme yoluna başvuruyor. Öncü kurumlar ise eğitimleri bir adım ileri götürerek yöneticiden öte liderler yetiştirmek için kolları sıvıyor. Bu yazımızda yöneticilerin yani liderlerin hangi eğitimlerden geçerek yetiştirilmeleri yerine lider adaylarına hangi özelliklerin aşılanması gerektiğini aktarmaya çalışacağım. 

KAHRAMAN DEĞİL KILAVUZ OLMAK

Günümüz liderlerinin barındırması gereken olmazsa olmaz en önemli özelliği çalışanları harekete geçirebilme ve sorunları en kısa şekilde kesin olarak çözme becerisi. Çalışma hayatındaki liderler yapabileceklerinin en iyisini başarmalarını sağlayabilmek için çalışanlarına yol gösterir. Bütün problemleri çözen bir kahraman olmaktan çıkıp, yeni fikirlerin üretilmesini sağlayan bir dinamo haline gelir ve bu şekilde karar verme gücünü çalışanlarıyla paylaşır.  Çalışanların gelişimini yakından izler ve onlara gelişimlerinde yol gösterir. Çünkü günümüz iş dünyasında hiç bir sorun tek kişinin çözebileceği kadar basit değildir. Aynı zamanda başarıyı yakalamaksa tek kişinin imkanlarını aşmaktadır. Bu hem tüm kurum hem de kurumdaki departmanlar için geçerlidir. Bundan dolayı kurumların tepe yöneticilerini eğitirken dikkat etmeleri gereken en önemli nokta lider adaylarının etrafındakileri nasıl ve ne derece harekete geçirebildiği olmalıdır. 

Temel insani değerlerin hem iş hem de sosyal hayatta giderek daha büyük önem kazandığı günümüzde bu liderlik anlayışı, insanlar için temel bir güç odağı konumuna gelmekte. Hizmetkâr lider olarak da adlandırılan bu liderler, çevrelerinde olan biten her şeyden önceden haberdar olan, olayların farkına varan ve buna göre insanları yönlendiren, onları tehlikelerden kurtaran kimselerdir. Başkalarına hizmet etmek anlayışıyla bir ömür boyu çalışan ve insanların refah ve mutluluğunu isteyen kişilerdir. Dolayısıyla başarıyı yakalama arzusu içinde olan örgütler için kendi çıkarına değil, örgüt çıkarı doğrultusunda hareket ederek çalışanları yönlendiren liderlere olan ihtiyaç, hizmetkâr liderlik anlayışını ön plana çıkarmaktadır. Bilgi ve insan odaklı, öngörü sahibi, dürüst, samimi, sabırlı, merhametli, başta çalışanlar olmak üzere tüm insanlık gelişimi için çalışan, kendini buna adamış hizmetkâr liderler sayesinde kurumların acımasız rekabet ortamında başarılı olmaları kaçınılmazdır. 

YENİ AKILLILIK 

Lider olmanın zeka ve onu kullanmayla doğru orantılı olduğunu düşündüğümüzde ise Darden Enstitüsünde İşletme İdaresi ve Batten İdari Profesörü ve Akıllı Makine Çağında İnsan Mükemmeliyetini Yeniden Düşünmek'in yanısıra çok sayıda önemli kitabın yazarı Edward D. Hess'in sözlerini hatırlamakta fayda var.  Akıllı makineler çağını yaşadığımız günümüz üretim dünyasında, kişiyi akıllı yapan şey hakkındaki eski tanımların artık mantıklı olmadığını belirten Hess, şöyle bir saptamada bulunuyor: ''Yeni akıllılık, ne veya nasıl bildiğiniz tarafından değil, ancak düşünme, dinleme, ilişki kurma, iş birliği yapma ve öğrenme kalitesi tarafından belirlenecektir.''

YENİ ZEKADA EGOYA YER YOK

Yeni zekanın kritik düşünme ve takım işbirliğinin iki büyük engelleyicisini aşmaya çalışmak ile ilgili olacağını ifade eden Hess, bu iki engeli ise egomuz ve korkularımız olarak gösteriyor. Hess'in bu öngörüsü takım çalışmasına yatkın olmayan egosu üst düzeyde kibirli insanlarla, yeniliklerden ve sorumluluk almaktan korkan insanların istediği kadar akıllı olsun çağın gerisinde kalacağı anlamına geliyor. Çağın gerisinde kalan insanların ise liderliklerini ne kadar sürdürebilecekleri çok önemli bir soru işareti. Çünkü gelişen teknolojilerle birlikte çalışma dünyası dediğimiz engin okyanustaki dalgalar gittikçe büyüyor ve bu dalgalara ancak ve ancak bir takım olarak karşı koyabiliriz. Üstelik içinde bulunduğumuz gemide kaptan bile olsak yeri geldiğinde bir miço gibi halatlara asılmamız gerekebilir. Daha da önemlisi yönetttiğimizdeki gemideki tüm tayfamızı sorunları çözmek için düşünmeye itmemiz ve harekete geçirmemiz şart.

Bu doğrultuda yazımızı sonlandıracak olursak bilgi ve tecrübenin öneminin yanında iyi yöneticilerde artık insan ilişkilerinin ve topluma saygının da ön plana çıktığını görüyoruz. Kurumların da geleceğin liderlerini yetiştirirken bu özelliklere dikkat etmesi ve lider adaylarına bunları aşılamaları şart. Aksi takdirde işini iyi bilen ama kurumundaki çalışanları bir türlü motive edemeyen yöneticilerle çalışmak zorunda kalacaklar. Bu da hiç bir kurum için sürdürülebilir değil. 

PDF Görüntüle