Blog
Kentsel dönüşüm mü, kenti dönüştürmek mi?

Senem Kılıç'ın kaleminden | Senem Kılıç, 05-Tem-2018 tarihinde paylaştı.

Kentsel dönüşüm mü, kenti dönüştürmek mi?

Dijital teknoloji dünyamızı baş döndürücü bir hızla dönüştürüyor ve biz bu hıza ayak uydurabilmek için tüm gücümüzle çabalıyoruz. Üstelik zamanın her kırılma anında olduğ gibi sosyal olgular da bu dönüşümden yalnızca etkilenmiyor, aynı zamanda dönüşümü etkileyen çok önemli bir faktör olarak da karşımıza çıkıyor. Ancak tüm bu öklü dönüşüme rağmen ülkemizde kolay kolay değişmeyen belli olgular var. Mesela deprem gerçekliğiyle yaşamımıza rağmen bir türlü gerekli adımları atmamamız gibi. 

Her küçük sarsıntının ardından yüreğimiz ağzımıza gelmiş bir şekilde kentsel dönüşümü konuşmak ancak ardından doğru dürüst bir adım atmamak artık kronikleşmiş imar sorunumuzun sonuçlarından biri. Kat hakkıydı, mülkiyet sorunuydu, uzlaşma çağrısıydı ve derken gelen imar affıyla birlikte kentsel dönüşüm bir kez daha ardımızda bıraktığımız seçim döneminde karşımıza geldi. Herkes bir şeyler demesine rağmense vatandaş yine bir şey anlamadan izledi. Bir çok vatandışımızı da tatlı bir imar heyecanı sardı.

ÜÇ KRİTER

Yapılar bazında kentsel dönüşümü gerçekleştirmek her ne kadar büyük meblağlar gerektirse de, insan canının mevzu bahis olduğu yerde bunu başarmak çok da sorun olamasa gerek. Fakat kentsel dönüşüm ülkemizde nedense uzun yıllardır bir türlü başaramadığımız can yakıcı bir mesele olarak karşımızda duruyor. Hem de canımızı hiçe sayarak. Bunun başlıca nedeni ise imarla rantın yanyana yürümesi. Her neyse.... Zaten konumuz binalar bazında kentsel dönüşüm değil, şeffaflık bazında kentsel dönüşüm. Yani kent yönetimlerinin şeffaf bir halde icraatlarını kentin sakinlerine açıklaması ve herkesin bunu istediği anda kontrol edebilecek olması. Hem de herhangi bir başvuru yapmadan ve yasal izin almak için çile çekmeden. Tabi alabilirse. Üstelik bu şeffaflık imar rantının da rahatça önüne geçebilecek bir olgu.

Kent yönetimi konusunda dünyanın örnek kentleri arasında gösterilen Viyana'nın daha şeffaf bir kent oluşturabilmek adına yayınladığı üç kriter mevcut: Şeffaflık, açıklık ve katılım. Bu üçt kriter elbette bir çok kentin öncelikleri arasında fakat Viyana'yı diğer kentlerden ayıran çok önemli bir ayrıntı var. Bu ayrıntı ise Viyana'nın bu üç kriteri hayata geçirebilmek için blockchain teknolojisini kullanacak olması.

HALKA AÇIK VERİLER

Viyana Kent Konseyi şu anda tartışılan Blockchain teknolojisinde idari yönetimin geleceği için muazzam fırsatlar gördüğünü açıklayarak kolları sıvadı. Şeffaflık, açıklık ve katılım kriterlerinin, kentin sayısallaşmasıyla ilgili düşüncelerini ve eylemlerini sağlayabilmek için birer yönlendirici motif olduğunu belirten yetkililer böylece Viyana prensiplerini blockchain teknolojisinin kullanılmasıyla desteklediklerini açıkladı ve Viyana Belediyesi bu nedenle ilk kez blockchain teknolojisini aktif olarak kullanmaya karar verdi.

Özellikle, proje kent yönetimin açık verilerinin bütünlüğünü sağlamayı amaçlamakta.
Ortaya konulan pilot uygulama kapsamında Viyana'nın açık verileri halka açık bloklarda saklanmakta ve ilgili halk tarafından geri alınabilmekte. Kullanıcılar, bir aracı kurumdan bağımsız olarak verilerin gerçekliğini ve geçmişini görebilmekte ve kontrol edebilmekte.

DAHA FAZLA BLOCKCHAİN

Viyanalılar yalnızca bununla da kalmayacak gibi. Önümüzdeki dünlerde daha fazla blockchain uygulamasını test etmeyi planlıyor ve "Digital City Wien" çerçevesinde teknolojik gelişmeyi proaktif olarak teşvik etmek istiyorlar. Open Gowernment Wien CİO'su Ulrike Huemer, yönetimde blok zincir çözümlerinin uygulanmasının başlangıçta paradoksal göründüğünü ve bunun nedeninin de otoriteyi devletle vatandaşlar arasında bir arabulucu olarak sorgulamasından kaynakladığını belirtiyor. Huemer ancak şunu da ekliyor: “Öte yandan, idari süreçleri basitleştirmek ve demokratik etkileşim açısından büyük potansiyel görüyoruz.”

Bir çok belediye kararının özellikle imar konusu başta gelmek üzere sorgulandığı ülkemizde bizlerin de belediyelerin verdikleri kararları ve halka açık tutulması gereken verileri görmek hakkımız olsa gerek. Şeffaf yönetimin yıllardır konuşulduğu ancak bir türlü hayata geçmediği ülkemizde belediyeler blockchain teknolojsini altyapıları izin verdiğince hayata geçirmeli. En azından şimdiden temellerini atmalı. Geleceğin güvenli ve yaşanabilir kentlerine sahip olmak istiyorsak bunu yönetimi şeffaflaştırmadan ve katılımı arttırmadan yapmamızın imkansız olduğunu bilmemiz gerek. Bunun için de blockchain teknolojisinin nimetlerinden ne kadar çabuk faydalanırsak o kadar hızlı sonuç alırız. Kısaca kentsel dönüşüme yalnız binalar bazında değil, teknoloji, şeffaflık, katılımcılık ve açıklık bazında da bakmalıyız. İşte o zaman kentlerimizi tam anlamıyla dönüştürmüş oluruz.

PDF Görüntüle