Blog
Kolektif bilincin toplumsal patlayışı

Senem Kılıç'ın kaleminden | Senem Kılıç, 17-Şub-2019 tarihinde paylaştı.

Kolektif bilincin toplumsal patlayışı

Kolektif akıl ya da kolektif bilinç kavramları son günlerde oldukça revaçta. Ben de ara ara bu konuyla ilgili yazmaya çalışıyorum ve yoğun bir okuma gerçekleştiriyorum. 

Kolektif akıl kavramını ele alınca aklıma ilk gelenlerden biri ''Yavrum devlete kapağı at, hayatın garanti olsun'' cümlesidir. Bu cümleyi hayatımızda defalarca duymuş, en yakın arkadaşlarımızın da duyduğuna sık sık şahit olmuşuzudur. Peki bu cümleyi hem bir taraftan durmadan duymaktan yorulurken diğer taraftan bir çoğumuz tek kurtuluşu nasıl bu cümlede görüyor? Cevabı çok basit. Çünkü başka seçenek yok. Çünkü ya devlete gireceksin ya da sürüneceksin. 

Üniversiteden yeni mezun iş arayan gençlerin özel sektördeki kurumsal fimalarda işe girmeleri oldukça zor. Başvuru çok, alım az. Orta ölçekli kurumlarda işe girebilen yeni mezun oranı da küçük miktarlarda. Bir çoğu ise Avrupa ülkelerinde öğrencilerin cep harçlığı çıkardığı kasiyerlik, garsonluk gibi işlerde çalışıyor ve bu gençlerin büyük bölümü uzun süre geçici işlerde vakit kaybettikten sonra da eğitimlerini aldıkları mesleklerinde başarı elde etme şansını çoktan kaybetmiş olacak. Yani kayıp kuşak. Hal böyle olunca da ailelerin çocuklarına sunabilecekleri tek seçenek kalıyor: ''Yavrum devlete kapak at'' 

Yapılan araştırmalar ülkemiz z kuşağının en büyük kariyer hedefini devlette memur olmak diye gösteriyor. Sabah'tan Ceyda Karaaslan'ın haberleştirdiği, Bugün ve Yarın: Hayalimdeki Gelecek Araştırması'nın sonuçları ise ibretlik. 2000'li yılların başı itibariyle dünyaya gelen z kuşağının yüzde 43'ü memur olmak istiyor. Aynı kuşak 20'li yaşların başına üniversitenin son sınıflarına geldiğinde muhtemelen oran yüzde 60-70'lere çıkacaktır. Kendi işini kurmak isteyenlerin oranı ise daha ilginç. Sadece yüzde altı. Rakam karşısında paniğe kapılmayın. Bu yüzde 6'lık dilim yine 20'li yaşların başında tek seçeneğini kendi işini yapmak olarak gören yüzde 30-40'la çıkacaktır. Maalesef  bir çoğununsa ne yapabileceği konusunda bir fikri bulunmayacaktır.

O zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Mevcutta zaten anne babalarımızdan kalan ve bizim genç jenerasyona aktardığımız bir çaresizlik durumu varken, aynı çaresizliği neden çocuklarımıza da bırakmamak için kolektif bir akıl üretemiyoruz? Neden kolektif akıl üretmek yerine toplumsal bir kabullenmişlikle öğüt üretiyoruz?

Basit bir cevap vereyim: Çünkü değere dönüşecek teknoloji tabanlı fikir üretmiyoruz. Kolektif aklımızı bambaşka alanlarda kullanıyoruz. Mesela birbirimizden yer kapmaca. Önemli olan yeri kapmak? Yeri kaptığımızda ne yapacağımızdan çoğunlukla kendimizin bile haberi yok. Yeri kapan bırakmak istemiyor, bırakan etkisinden çıkamıyor, çıkan eskisi gibi olamıyor. Tek hedef o konumu korumak ve başkasına kaptırmamak. Durum böyle olunca da sorunlara çözüm üretebilecek kurumlar işlevsizleşiyor, sıkıntılar gün geçtikçe büyüyor, sistem işlemez hale geliyor. Toplum mağduru olduğu sistemi yeniden üretmek zorunda kalıyor.Başarılı olmanın sadece maddiyatla ölçüldüğü bir dünyada sıkışıyor. Bu dünyada sıkışıp kalmaktan kurtulmanın da en garanti yolu devletin güvenli limanları oluyor. 

Sonucu, ''nedenleri ve getirileri'' bağlamında ele alırsak, gelecek hiç iç açıcı görünmüyor. Üniversitelerden mezun olacak ve hiç bir hedef edinememiş milyonlarca genç. Evlerinde bir iş çıkmasını bekleyen ve anne-babasından harçlık almak zorunda kalacak 20'li yaşlarda milyonlarca işsiz. Her yıl KPSS'yi kazanıp bir türlü atanamayan kitleler. Zaten varlığını derinden hissettiğimiz bu sıkıntıya daha ne kadar katlanabiliriz? 

Türkiye'de ailelerin en çok para harcadığı alan çocuklarının eğitimi. Bir çocuğun okuyup iş hayatına atılıncaya kadar geçen vakitte aileler yüz binlerce lira para harcıyor. Tek amaçları var, çocuklarının okuyup bir yere gelmesi. Fakat çocuklar okuduktan sonra bir yere varamıyor. Okulda aldıkları eğitim yetersiz, .alışabilecekleri alanlar neredeyse yok denecek kadar az, mevcut konumlar çoktan tutulmuş. Geriye kalan en parlak seçenek devlet. Ona da kaçı girebilir? Çok da uzatmayayım. Toplumsal aklımız harekete bir türlü geçememekten ve mevcut sorunlara çözüm üretmemekten dolayı kaybolmuş durumda. Kolektif bilinç bizi toplumsal bir patlayışa götürüyor ve biz hala çaresizlikle izlemek zorunda kalıyoruz. Bir an önce üretime dönük akıl oluşturamazsak, bedelinin çok ağır olacağını hep beraber göreceğiz.

PDF Görüntüle