Blog
Kültürel Küreselleşme ve Yaşam

Virainsider | Viraakademi, 22-May-2019 tarihinde paylaştı.

Kültürel Küreselleşme ve Yaşam

Her sabah bir Japon malı arabaya biniyor ve işe gidiyorsunuz. Yolda Kore malı cep telefonunuzla arkadaşınız veya eşinizle konuşuyorsunuz. İşyerinde Amerikan üretimi bilgisayarınızla çalışmaya başlıyorsunuz. Öğle tatilinde dünyaca ünlü bir hamburgercide yemek yiyor yine tüm dünyada bilinen kahve zincirlerinden birinde kahve keyfi yapıyorsunuz. Aslında farkında bile olmadan çevremizi saran global markaların günlük hayatımıza ne kadar yansıdığının kısa bir özeti bu sadece. Örnekler çoğaltılabilir. Peki nedir bu marka ve kültürlerdeki globalleşme?

Globalleşme (küreselleşme), kavramı IMF'nin yaptığı bir araştırmaya göre, ülkeler arasında mal, hizmet, uluslar arası sermaye akımları ve teknolojik gelişimin hızlı bir şekilde artmasını ve serbestleşmesini ve bunlar sonucu ortaya çıkan ekonomik gelişmeyi ifade ediyor.Bu kavram ilk akla gelen ekonomik boyutunun yanısıra siyasal ve sosyal ve kültürel boyutlarıyla da ele alınması gereken özellikler barındırıyor.

Ekonomik globalleşme, geniş anlamda dünyanın tek bir ortak pazarda bütünleşmesi anlamına geliyor. Ekonomik globalleşme, ülkeler arasında para, ürün, insan kaynağı ve mal transferinin artması sonucu ülkeler arasındaki iktisadi ilişkilerin gelişmesine de neden oluyor.

FIRSATLAR VE TEHDİTLER

Globalleşme kavramı, teknolojik gelişmeler ve bilişim sayesinde kolaylaşan veri transferi, hız ve güvenilirliğin getirdiği avantajlardan besleniyor. Teknoloji sayesinde artan verimlilik ve dolayısıyla ekonomik refahın yükselmesi ve uluslararası ilişkilerin gelişmesiyle birlikte yeni sinerjilerin ve işbirliklerinin doğmasına neden oluyor.

Aynı şekilde globalleşmenin ortaya çıkardığı tehditler de bulunuyor. Bu tehditlerin başında artan rekabet, niteliksiz işgücünün artması ve göçü, gelir dağılımının bozulması, çevre kirliliği ve doğal kaynakların daha çok tüketilmesi, gibi konular geliyor. hacim ve karakter açısından biçim değiştiren sermaye hareketlerinin makro ekonomik istikrarsızlık ve finansal krizlerin ortaya çıkmasını da tetikliyor.
Fakat şunu unutmamalıyız ki, artık gelişen teknoloji ve internet üzerinden yapılan satışlarla birlikte bu küreselleşme kavramı daha da yaygınlaşacak. Kültürlerin birbirine yaklaşması, benzeşmesi bir bakıma avantaj gibi gözükse de popüler üst kimliğin baskıladığı toplumlar kendi öz benliklerini kaybetme ve kültürel erozyon yaşama tehdidiyle karşı karşıya.

ÇAĞA AYAK UYDURMAK

Popüler kültürün dayattığı, müzik, sinema, giyim, kitaplar,oyunlar, binlerce çeşit eşya ve daha birçok şey hayat telaşesi içinde aslında günlük rutinimiz haline gelmiş durumda.Teknolojinin kullanımına karşı çıkarak kültürü korumak mümkün görünmüyor. Globalleşme her ne kadar yerel kültürleri baskılasa da bir yandan da farklılıkları, etnisiteleri, çoğulculuğu, çok kültürlülüğün de yaşamasına olanak sağlıyor. Kültürü bir canlı olarak kabul edersek çağa göre şekil değiştirmesini de kabullenmek gerkiyor.
Teknolojinin kullanımına karşı çıkarak kültürü korumak mümkün değildir. Her kültürün kendi sınırları vardır. Bunlardan tamamen olmasa bile kısmen değiştirilebilir. Kültür aslında canlı bir yapı olduğu için çağa göre yorumlanması gerekir. İşte, bu bakımdan bireysel ve toplumsal farkındalığı artırmak tüm insanların dünyaya karşı karşı duyduğu sorumluluğun bir göstergesi olarak anlaşılmalıdır.

PDF Görüntüle