Çalışanlar kendilerini hikayenin bir parçası hissetmek isterler…

Başarılı liderlerden şunu öğrendim. İşletmelerinin neden var olduğunu açıklayan etkili bir hikaye anlattıklarında çalışanlar bu hikayenin bir parçası gibi hissederlerse ortaya değerlerle yönetilen güçlü bir kültür doğuyor.

Kendisine düşen rolü bilmek insanları çeker ve keskin bir amaç duygusu verir. Duygusal çekim gücü yaratmak liderlerin başarısında kilit unsurdur. Finansal ve diğer performans sonuçları bilmek ve bu hedeflere kilitlenmek son derece önemlidir, maalesef bu odak çoğu çalışana ilgi çekici ve esinlendirici gelmez. Çünkü bunlar başarı ölçüleridir nedenin kendisi değil. Oysa liderler çoğu zaman rakamlara odaklanmayı tercih ederler.

Yalnızca akılcı savlarla hareket edilirse, insanlarla en önemli konularda iletişim kurma gereği göz ardı edilmiş olur. İnsanlara esin vermek istiyorsanız, hikayenizde mantık, duygu ve karakter iç içe birarada yeralmalıdır. Bu görüş beni şu noktaya götürdü: Çalışanları en çok, ancak organizasyonun değerleriyle güçlü bir uyum içindeyken, ondan aldıkları misyon duygusu motive eder.

Liderler kendi yolculukları devam ederken yaşadıkları güçlü değişim noktalarını çalışanları ile paylaşabilmeli ve bu kırılma noktalarından birlikte değişerek çıkmalıdır. Liderlerin sadece sonuca, sayısal veriler üzerinden vardıkları yolculuklarında duygusal çevikliğin ihmal edilmiş etkisini, yetiştirip kaybedilen yetenekler olarak görmeleri günümüzün en çok karşılaştığım yetenek kayıp sebebi.

Güçlü liderler, güçlü hayalleri olan, duyguları güçlü, zihni berrak, kendi varlığından esin alan kişilerdir.

Yolculuğunuzda güçlü liderlerle karşılaşmanız dileğiyle….