Birlikte hareket etmenin sürdürülebilirliği için kritik konuların başında hiç şüphesiz “Güven” kavramının inşaası geliyor.
Güven inşaa etmeyi bir saate benzetip her adımda bir köşe taşı ekledim.
Güven tek kullanımda biten, eskiyen bir şey değildir öyle olsa öğrenmeyi es geçerdik. Organizasyonlarda birbirine zamanında küsmüş, tartışmalarla ilişkileri zedelenmiş bu sebepten ekiplerin birbirinden koptuğu çok sayıda durumla karşılaştım. Açık iletişimini geliştirmiş ve durumlara rasyonel bakabilenler kişiselleştirilerek kırılgan hale gelen bu durumları daha iyi yönetebiliyor. Ekseriyetle kültürümüz duygu yoğun haliyle de ya saldırgan ya kırılgan. İlişkilerin sürdürülebilirliği birinin alttan almasına, diğerinin dikkat etmesine ya da öbürünün bir şeyleri es geçmesine bağlı sürüp gidiyor aslında gidemiyor. Sonunda “birlikte hareket edemeyen” topluluklara ekip ruhu katmaya çalışıyoruz.
Unutulmamalıdır ki aynı kitabı bile aynı insan ikinci kez okuduğunda aynı deneyimi yaşamaz. İnsanlar değişir, olgular değişir. Bu değişimi hatırlayarak yıpranmış güvenin “tazeleneceği” ve yeniden daha güçlü yola devam etmek için ilişkilerin gözden geçirildiği liderliğe ihtiyaç var. Kültürümüzün harçlarından yoğrularak çıkan bu buluşmaların samimi ve iyi niyete dayanarak gerçekleştiğinin hem beden dili hem de sözel iletişimini önemli buluyorum.
Güven, kendisi de gelişe gelişe yolda tanımı değişe değişe birlikte yol almanın kilit anahtarı olarak var olmaya devam edecektir. Bunu farkeden ve ilk adımı atma cesaretine sahip bireylere ihtiyaç var.
Güvenle ve güvenli kalın…
